Saturday, 23 February 2013

KREDİ NOTU HASSASİYETİ

TÜRKİYE'NİN KREDİ NOTU VE EKONOMİ YÖNETİCİLERİNİN HASSASİYETİ 

Prof. Dr. Vefa Tarhan



Son günlerde tekrar gündeme gelen eski bir konu var: Ne zaman kredi not şirketleri Türkiye lehine olmayan bir kredi notu değerlendirmesi yapsalar ekonomik yöneticiler bu kararlara çok hassas bir tepki gösteriyor. Nitekim, Moody's ülke kredi notunu 'yatırım yapılabilir' seviyesine getirmeme kararı verdiğinde tepki beklenen yönde oldu. Bu yazıda bazen 'çocukça' olabilen bu davranışı inceliyorum.
 

Bir sonraki yazımda ise (Türkiye'nin 'yatırım yapılabilir ülke' notu alma olasılığı var mı?), Moody'sin ülke notunu yükseltmek için belirlediği ön koşulları inceleyip, ülke notunu 2013'de yükseltmeleri olasalığını değerlendiriyorum.
 

Ekonomi yöneticileri, kredi derecelendirme kuruluşlarının notu Türkiye lehine olmadığı zamanlarda çok hassas davranıyor. Böyle durumlarda yöneticiler tepkilerini; "Zaten bunları kimse ciddiye almıyor", "Bunlar hakkında haddinden fazla konuşuluyor", "Pek çok yatırımcının Türkiye'nin artık gelişmiş ülkeler kategorisinde değerlendirilmesi gerektiği yönünde ifadeleri oldu" gibi cümlelerle dile getiriyorlar.
 

Öte yandan, aynı yöneticiler, yukarıdaki görüşler paralelinde davranıp, notla ilgili açıklamaları önemsememek yerine; "Bunların her birinin bağlantılı olduğunu, bu kararların ardında çeşitli mihrak ve odaklar bulunduğunu” ileri sürülebiliyorlar. Hatta; “…Bunlara ne talimat verilirse bunlar onu yapar" gibi komplo teorileri oluşturdukları da görülüyor. (Ancak, bu talimatı kimin ve ne gibi nedenlerle verdiği konusunda bir açıklamada bulunmuyorlar).”
 

Kötü not konusundaki hassasiyet, kimi zaman “Türkiye gerçekleriyle hiçbir şekilde bağdaşmayan bir değerlendirmedir”, kimi zaman ise “Türkiye çok daha fazla bir kredi notunu hak ediyor” gibi beyanatlarla da ortaya çıkabiliyor. Böylece, kredi notunu belirleme konusundaki uzmanlık seviyesinin, ihtisası bu işi yapmak olan kuruluşlardan daha yüksek olduğu da gösterilmiş oluyor. Ancak, enteresan olan; gösterilen tepkinin simetrik olmaması. Aynı kişilerden, sonuçlar Türkiye lehinde olduğu zaman, örneğin Fitch’in Kasım 2012'deki gibi not artırımına gittiği durumlarda bir şikayet duymuyoruz. Anlaşılan o ki bu şirketlerin hataları hep tek yönlü oluyor.
 
 

'YATIRIM YAPILABILIR' NOTU ALMA

TÜRKİYENİN 'YATIRIM YAPILABİLİR' NOTU ALMA OLASALIĞI VAR MI?

 Prof. Dr. Vefa Tarhan

 

Moody'sin Türkiye’nin kredi notunda bir değişiklik yapmayıp, 'yatırım yapılabilir' seviyesinin bir kademe altında tutma kararından dünkü yazımda bahsetmiştim. Not şirketi buna ana gerekçe olarak ülkenin, dış şoklara karşı kırılgan olduğunu göstermişti. Moody's, dış kırılganlıkları azaltıcı gelişmeler kaydedilirse not artışının gündeme gelebileceğini belirtmişti. Aynı zamanda, bilhassa dış finansman bulma konusunda yaşanacak güçlüklerin, not artışı yerine, kredi notunda bir düşüşü de tetikleyebileceğini vurgulamıştı.


Moody's dış şoklara karşı ülkenin dayanıklılığının arttığına ikna olmak için şu 3 somut gelişmeyi görmek istiyor:


1.Cari açıkta yapısal bir daralma. Cari açığın oranının ötesinde, ayrıca açığın finansman kompozisyonun da daha sağlıklı hale gelmesini, özet olarak ülkenın, ürkek ve kısa vadeli 'sıcak para' boyutlu finansman kaynağı yerine, doğrudan yatırımlar gibi uzun vadeli kaynakları kullanmasını arzu ediyor.

2. Ülkenin döviz reservlerinin, 2012'de artmış olmasına rağmen yine de Ba1 notu (Moody's’in 'yatırım yapılabilir' kategorisi için gereken minimum kredi notu) için yeterli olmadığını düşünüyor.

3. Özel sektörün yüksek seviyede olan döviz cinsli kredisinde de bir azalma bekliyor.
Bu yazımın ana teması bu konulara açıklık getirmek ve Moody's’in taleplerinin yakın gelecekte karşılamanın ne derecede gerçekçi olduğunu belirlemek olacak.
Ayrıca, hem Moody's’in hem de IMF'nin vurguladıği tasarruf oranı gibi konulardan da bahsedeceğim.

Bu yazının linki:  http://t24.com.tr/yazi/turkiyenin-yatirim-yapilabilir-ulke-notu-alma-olasiligi-var-mi/6213