Tuesday, 28 May 2013

MOODY'S NEDEN KREDİ NOTUNU ARTIRDI?

MOODY'S NEDEN KREDİ NOTUNU ARTIRDI?

Prof. Dr. Vefa Tarhan

 
Bildiğiniz gibi Ocak sonunda Moody's Türkiyenin kredi notunu artırmamaya karar vermiş ve ana neden olarak ülkenin dış şoklara karşı çok kırılgan olmasını göstermiştı. Artırma şartı olarak bu kırılganlıkların azalması gerektiğini söylemekle kalmamış, bu durumu aşağıdaki 4 önkoşula bağlamıştı. Parantezlerde göreceğiniz gibi bu koşullarda Moody'sin arzu ettiği olumlu yerine olumsuz gelişmeler olmasına rağmen, Ocak kararından çok kısa bir süre sonra Mayıs ortasında, bu kredi notu şirketi 'Bu ne perhiz, ne lahana turşusu' boyutlu bir  davranış göstererek Türkiyenin kredi notunu 'yatırım yapılabilir' seviyesine çıkardı. Bu koşullar ve Ocak Sonu-Mayıs ortası gelişmeleri şu şekilde oldu:
1. Önkoşul: Cari açıkta yapısal bir 'daralmanın' gerçekleşmesi. Gerçekteki gelişme: 2013'ün ilk çeyreğindeki %2.3'lük bir daralma oldu. Ancak, bunu 'yapısal' olarak tanımlamak çok zengin bir hayal gücünü gerektirir. Geçen yılın aynı döneminde %3.2 büyüyen Ekonominin bu yılın ilk çeyreğinde %1.8 büyüdüğü tahmin ediliyor. Türkiyede büyüme ile cari açık arasında direkt bir ilişki var. Dolayısıyla, cari açıktaki küçük çaplı daralma sadece büyümenin bu yılın ilk çeyreğindeki büyümenin çok düşük olmasını yansıtıyor. 2. Önkoşul: Cari açık finansman kompozisyonunun daha kaliteli hale gelmesi. Bundan, ülkenin dış finansman ihtiyacını DNA'sı ürkek olan 'sıcak para' (yabancı fonların borsada hisse senedi ve tahvil satın almaları) ve diğer kısa vadeli kaynaklar yerine, doğrudan yatırımlar (yabancı şirketlerin Türkiye'de reel sektör yatırımları yapması) ve uzun vadeli kredi kaynaklarını kullanarak karşılamasını kastedilir. Gerçekte olan: 2012'nin ilk çeyreğinde bulunan finansmanın %83'ünün kısa vadeli, sadece %17'sinin uzun vadeli olması zaten çok sağlıksız bir kompozisyonu yansıtıyor. 2013'ün aynı döneminde kompozisyonun %96.5'ının kısa, %3.5'unun uzun vadeli olmasının ne kadar daha sağlıksız olduğunu siz düşünün! Ustelik en sağlıklı kaynak olan doğrudan yatırımlarda tüm 2012'de, 2011'e oranla %40 düşmüş olması yetmiyormuş gibi, 2013 ilk çeyreğinde, 2012'nin aynı dönemine oranla ek bir %41'lik düşüş daha yaşandı. Sonuç olarak 2 dönem arasında kısa vadeli kaynaklar %82 artarken, uzun vadeli kaynaklar %69 daraldı.  3. Önkoşul: Yetkililer TCMB rezervlerinin devamlı 'yeni bir rekora imza attığından' bahsetmekten çekinmiyorlar. Nitekim, Moodys'in not degistirmeme kararını verdigi 2013 Ocak sonunda $123.3 (altın dahil) milyar dolar olan rezervler 17 Mayısta %6 artarak $130.2 milyara ulaştı, ve Sayın Başbakan bununla iftihar ettiğini açıklayan beyanatta bulundu. Gerçek: Yine istatiki şehir efsanesi söz konusu. Rakamlar doğru, ama TCMB'nin hem altın hem de döviz olarak yükümlükleri de var. Dolayısıyla önemli olan net rezervler. Benim hesaplarım net rezervlerin ilk kararda sadece $29.2 milyarken not artırma kararının verildiği tarihte $28.3 milyara düştüğünü yani, Moody'sin istediği artış bir yana %3.1'lik bir azalma yaşandığını gösteriyor. 4. Önkoşul: Moody's ayrıca özel sektörün döviz borçlarının azaltılması şartlarını koymuştu. Gerçek sonuç: Ancak bu borç Ocağa göre 13 milyarlık bir artış göstererek 227 milyardan $240 milyarı buldu.
Sonuç olarak, bırakın Moody'sin 4 önkoşulunda bir değişmeme olmamasını 2,5 ay gibi kısa bir zamanda tüm 4 kriterde bozulma yaşandı. Yazıda Moody'sin not artışı için gösterdiği 5 gerekçeyi yatırımcıların zeka seviyesine hakaret olarak yorumluyorum. Çünku verilen gerekçelerin tümü 2009 ile 2013 Mayısını karşilaştırıyor. Yani, verdikleri veriler not değistirmeme kararını verdikleri Ocak 2013 sonunda da geçerli idi. Bu durumda doğru karar ya notu Ocak sonunda artırmak olmalıydı (bence, 'hayır'), ya da eğer Ocak sonu kararı doğru ise, Mayıs ortası not artırma kararı tamamen yanlıştı (Bence 'evet').
 
Bence burada ortaya çıkan 3 sonuç var: Iktidar herkesi olduğu gibi Moody' not şirketini de sindirebilmiş. 2. Bir not şirketinin en değerli varlığı kredibilitesidir. Bu kararı ile, kaç kişi farkında durumun bilemem, ama Moody's büyük bir kredi kaybı yaşamıştir. 3. Sık sık kredi not şirketlerini 'Türkiyenin hakkını yemekle' suçlayan ekonomik yöneticilerin, Moody'se büyük bir teşekkür borçları var.

Bu not artışının etkisi ne olacak? Bence çok olumlu bir gelişme beklenmemeli. Çok kişi bu kredi notu sayesinde hem doğrudan yatırım, hem de uzun vadeli finansman kanallı olarak Türkiye'ye büyük bir sermaye akışı olacağını düşünmekte. ABD ve diğer gelişmiş ülke yatırımcılarının 'yatırım yapılabilir'in bir alt kademesindeki tahvillere yatırım yapma arzuları varsa, söz konusu ülkelerde, bu kredi notunu taşıyan tahviller yok değil. Dolayısıyla, neden Türkiye'ye uzun vadeli finansman sağlamak için birbirleriyle yarış etsinler? Üstelik, Türkiyedeki 'yatırım yapilabilir'in bir alt kademesi tahvillerine yapılacak yatırımlar bir de kur riski taşıyor.  
Aynı şekilde, gelişmiş ülkelerde diyelim Türkiyeden daha yüksek kredi notu olan şirketler, kendi ülkelerinde şirketlerinin yatırımlarını yapmaktan çekinirken, neden Türkiye'de yapacakları reel sektör yatırımlarını daha çekici bulsunlar? Hatta bunun da ötesine gidersek, Türkiye ile aynı kredi notu olan gelişmiş ulke şirketleri niçin Türkiye'nin reel sektör yatırımlarını, kendi şirketlerinin ülkelerinde yapabilecekleri reel kesim yatırımlarına tercih etsinler? 
Şu gerçeği hatırlamakta fayda var: Türkiye'nin çekebildiği yatırımlar en önemlisi 'sıcak para' olan kısa vadeli döviz girişlerinden oluşuyor. Zaten DNA'sı ürkek olan sıcak para Türkiye gibi ülkelerde başından 'geçici' olduğunu bildikleri bir fırsat penceresi görmekteydiler. Aksi takdirde, Draghi'nin beyanatı öncesi bu kaynağın 2012'nin ilk yarısında cari açığın %34'ünü finanse ederken, aynı yılın ikinci yarısında cari açığın %188'ine ulaşan bir boyutu bulması nasıl açıklanabilir?
Portfoy yatırımlarının bu trendinin 2013'ün ilk çeyreğinde de devam ettiğini gördük. Türkiyede faizlerin düşmesi, ABD'de artması, yani faiz farkının daralması, bu paranın Türkiye'yi daha az çekici bulmasından başka ne etki yaratabilir?  Tabii, potansiyel olarak çok daha önemli olay, eninde-sonunda Avro problemlerinin tekrar gündeme gelecek olması. 
Bu nedenlerle, şahsi görüşüm 'sıcak para' dönemi sonrası dış şoklara karşı olan kırılganlığın ekonominin bir numaralı problemi olmaya devam edeceği, ülkenin  bu geçici durum sonrası alternatif dış finansman kaynakları bulmakta zorlanacağı şeklinde. Nitekim, dolar'ın bir hafta içinde 1.85 üzerinde sert bir değer kazanması, büyük bir ihtimalle sıcak para'nın çekilmeye başladığının bir göstergesi olarak yorumlanabilir. 
Yazının tümü için lutfen şu link'e tıklayın: 

http://t24.com.tr/yazi/moodysin-turkiyenin-kredi-notunu-artirma-karari/6769



 
 


No comments:

Post a Comment