Monday, 5 August 2013

YAKIN GELECEKTE BİR KRİZ OLMASA DA ÖNEMLI BİR TÜRBÜLANS YAŞANABİLİR!

 

 

Prof. Dr. Vefa Tarhan

Bu yazı 6 bölümden oluşan ve her bölümü bir-kaç gün arayla yayınlanacak olan “Ekonominin bu günkü durumu ve daha da karanlık yakın geleceği” dizisinin giriş bölümünü temsil ediyor. Bu bölüm dizinin ana hatlarını çizip diğer bölümlerde hangi konuların tartışılacağını açıklayacak. İkinci bölüm, belki de ekonominin bu gün içinde bulunduğu güç durumdan birinci derecede sorumlu olan büyüme-finansman ihtiyacı ilişkisini inceleyecek.
Büyümenin boyutları
Büyüme politikasının iki boyutu olur: Büyümenin hızı ve kalitesi. Büyüme ile ilgili sorunları daha iyi açıklayabilmek için konuyu hem şirket, hem de ekonomi çerçevesinde değerlendirmek faydalı olur. Konuya şirket platformunda baktığımızda büyüme hızı satışlardaki artış ile, kalitesi ise, büyümenin şirkete ne derecede kâr/zarar yaratmakta olduğu  ile ölçülür.  Büyüme ekonomi düzeyinde incelendiğinde ise, kalitenin göstergesi, büyümenin ne derecede cari açık ya da fazla yarattığı hakkında olur.  Benim görüşümce, ekonomik yöneticilerin her şeyden çok büyüme konusuna öncelik vermiş olmalarının yarattığı  problemleri anlamadan, ekonominin bu gün geldiği noktayı açıklamak mümkün olamaz.
Dizinin üçüncü bölümü ekonominin bu günkü durumunu yansıtan döviz ve faiz verilerini inceleyecek. Görüleceği gibi 2 ay gibi çok kısa zamanda bu verilerde çok sert ve olumsuz gelişmeler yaşandı. Bu bölüm söz konusu büyük boyutlu değişikliklerden ne gibi faktörlerin sorumlu olduğunu da inceleyecek.  Bu analiz sonucu olarak Türkiyede faiz ve döviz değerlerinde kısa bir süre içinde yaşanan büyük çaplı değişikliklerin ülkenin yakın gelecekte dış finansman bulabilme konusuda yaşayacağı güçlüklerin bir göstergesi olduğu görüşünü savunacağım. Bir sonraki bölüm, ekonominin bu günkü noktaya nasıl gelmiş olduğu inceleyecek.  Bu bölümde yapılacak analiz, ekonominin bu gün içinde bulunduğu güç koşulların hakim olduğu ortamdan birbiriyle uyumlu olmayan hedeflerin aynı zamanda gerçekleştirilmeye çalışılmasının önemli derecede sorumlu olduğunu gösterecek.  
Dizinin 5. Bölümü geçmişte uygulanan ekonomik politikaları gündeme getiriyor. Bu bölüm, ekonominin bu gün içinde bulunduğu darboğazdan önemli ölçüde geçmişte uygulanan politikaların sorumlu olmasının analizini içeriyor.  Geçmişte uygulanan ve sürdürülebilinir olmayan büyüme  politikasının faturasının bu günün ve yakın geleceğin problemleri şeklinde kesilmiş olması tutsat krizi sonrası küresel konjonktürde yaşanan değişikliklerden kaynaklanıyor.  Konjonktürdeki değişmeye rağmen, geçmişte uygulanan politikaların bu gün de aynı sonucu doğuracağı varsayımına dayanarak aynı politikaları uygulamaya devam etme eforlarının da  ekonomide problemler yarattığını açıklayacak.
Dizinin son bölümü ise iki konuya odaklanacak: 1. Geçmişte ekonomik politikaların ne gibi bir mekanizmayla oluşturulmuş olduğunu ve bu politika formasyonunun yarattığı eksiklikler/çarpıklıklar boyutlu olarak yarattığı problemler. 2. Dizinin son bölümü ayrıca uygulanmakta olan ekonomik politikaların ve küresel gelişmelerin yakın gelecekte enflasyon, cari ve bütçe açığı, büyüme, gibi değişkenlerde ne gibi sonuçlar yaratma potansiyeli olduğu konusunda analize dayanan tahminleri de içeriyor ve ekonominin yakın gelecekte karşılaşacağı muhtemel problemleri tartışıyor.
Dizinin Vardığı Sonuç
Altı bölümlük bu dizinin sonunda vardığım ana sonucun ne oduğu konusunda muallakta kalmanızı istemiyorum.  Yazılarımı, söyleşilerimi, vs. takip edenler bilir; epeyce uzun bir zamandır Türkiyenin bir dış finansman darboğazı tehlikesi ile karşı-karşıya olduğunu ifade etmekteyim.  Ancak, dizinin 3. Bölümünün konusu olacak son 2 ayın ekonomik gelişmelerinin ışığında,  bu gün daha da ileri gidip, ekonominin yakın gelecekte, bir  kriz olmasa da önemli dereceli bir türbülans yaşayacağını sanıyorum.
Yazının tümünü okumak için lütfen şu link’e tıklayın:  http://t24.com.tr/yazi/yakin-gelecekte-bir-kriz-olmasa-da-onemli-bir-turbulans-yasanabilir/7150

 

 

 

 

 

 

 

 

 


No comments:

Post a Comment